İslamiyet,Laiklik,Cumhuriyet tartışmalarımız

Posted on Kasım 8, 2009. Filed under: güncel, karışık | Tags: , , |

Güne başlarken posta kutuma düşen bir spam e-postaya tepki olarak yazdığım bir yazıdan sonra, gün boyu bir tartışmanın parçası oldum.Sohbetin geçtiği yer bir facebook grubu olunca yazıların silinme ihtimaline karşı yazıları buraya da eklemek istedim;
Ben:
Haberleri izledim ve Dündar’ın yorumlarının çok hafif kaldığını düşünüyorum.Laik bir ilköğretim okulunda eğitim saatleri içerisinde öğretmenlerle öğrencileri Camiye Kiliseye Havraya gidemez.Bunun öğrenci ve öğretmenlerin özel hayatlarıyla herhangi bir ilgisi yoktur.Okul bittikten sonra beraber yapacakları h…erhangi bir dini faaliyette herhangi bir mahsur bulunmamaktadır.Öğrencilerin reşit olmadıklarından ötürü, öğretmenin onları okuldan çıkartıp herhangi bir yere götürmesi son derece sakıncalıdır.Devamı

Murat Gülci:
özel bir okul. ikincisi, laik demek, dinsize karışmadığı gibi dine de karışmaz. evde namaz kılan çocuk, ailesinden namazı öğrenen çocuk okuldada namazını kılar. heryerde kılar. laik din düşmanı demek değildir! üçüncüsü MEB açıklama yaptı. onu dinlemedin galiba. ortasından girildiyse araştırma yapmak gerek.

Ben:
Paylaştığınız ikinci haberde de çocukların okulun çatısında namaz kıldığı vidyosu bulunuyor.Öğrencilerin çatıda namaz kılmaları çok üzücü, belli ki namaz kılacakları başka bir yer bulunmuyor.Devlete bağlı kurumlarda vatandaşların dini vecibelerini yerine getirebilecekleri düzenlemelerin yapılmasına katılıyorum.Burada s…ize de çözemediğim bir soruyu sormak istiyorum.Müslümanlar için mescid, hristiyanlar için kilise, museviler için havra, budhistler ve hindular için ashram bilmediğim dinler ve ibadet yerleri için de ayrı ayrı yerler yapılma sorunu nasıl çözülecek? Diğer dinlerin mensupları çoğunluk dininin ibadet alanını mı kullanacak, bu durumda mesela bir hristiyan mescidde mum yaksa, bir hindu tütsü yaksa, siz nasıl karşılardınız?Devamı

Murat Gülci
diğer dinlerde 5 vakit namaz yoktur. sadece pazar ve cumartesi günleri gidilir. bizim ne düşündüğümüzden çok, önce sizin araştırma yapmanız gerekmez mi?

Ben:
Diğer dinlerin mensuplarının “hafta içleri” iibadet etmediklerini düşünüyorsanız bir Zen budizm tapınağını, bir hindu ashram’ını ziyaret etmenizi öneririm.Orada her şey ibadet içindir.İslamiyet’teki gibi saatlere bölünmüş belli zaman aralıklarında değildir.
Böyle bir düşünceye nasıl kapıldığınız çok merak ediyorum.Lütfen diğer dinleri kendi egolarınızın bakış açısına alet etmeyin.
Soruyla ilgili bir yorum bulamadım;bir budistin okulda açılacak mescidde meditasyon yapması, bir hindu’nun yoga yapması, hristiyanın günah çıkartması, bilmediğim diğer dinlerin uygulamalarının gerçekleştirilmesini nasıl karşılıyorsunuz?
Yorumumdan size “araştırın” gibi bir anlam çıkıyorsa üzgünüm.Böyle bir şey kastetmedim.Ne istiyorsanız öyle olsun.

Ben : Bir de dini vecibelerini yerine getirmek isteyenlerin bu işi yapacakları zamanın, mesai saatleri ile çakışması var ki bu durumla ilgili küçük bir anımı anlatayım, bulunduğumuz handa gün içinde sular kesilmişti, üst katımızdakiler musluklarını açık bırakıp gitmişler, akşam üstü sular gelince bizim katın bütün elektrik t…esisatı sular altında kaldı,fakat binanın güvenlik görevlisini bulamıyoruz, çünkü beyefendi camideydi…Saat kaç olursa olsun,o saatler mesai saatiyse, o kişi görevinin başında bulunmalıdır, öğrenciyse dersinde, işçiyse işinin başında.
Paylaştığınız üçüncü vidyoda öğrencilerin okul binasında bira içtiklerini görüyoruz.Yine en baştaki illustrasyona dönüyoruz; ya bizdensiniz ya onlardan, ya okulu dini bir mabede dönüştürenleri ya da içki içenleri savunun…Dünya sizin sandığınız kadar kısıtlı bir yer değil, binlerce seçenek var.Lütfen tekrar değerlendirin.

Murat Gülci:
bahaneye bak. ya yemekte olsaydı? ya hastanede olsaydı? namazın bu kadar önemli olduğunu bilmiyorsun… seçenekler çok ama sen videoyu anlamamışsın. ekrana çıkan yazıları tam okumamışsın. tarafsız bakmak gerek.

Ayşe Sağlam:
Orkun bey, inanların ve yaşamak isteyenlerin ibadetlerini mesai saatlerinin dışında yapmaları gerektiğini belirtmişiniz.MESAİ nedir sizce?Mesleki çalışma süresinde,vicdanımızı,inancımızı,kulluğumuzu iş yerinin kapısında bırakmamızı mı bekliyorsunuz? Dini vicdanlara hapsetmek,kulluğu kapı dışında bırakmak mı iş mesaisi? Biz öyle büyük bir mesaideyiz ki doğumla başladı,ölümle emekli olacağız.KULLUK MESAİSİ VE SORUMLULUĞU!İnsan, işte de kuldur ve sorumludur,iş dışında da.Rabim kusuruma bakma sen emrettin namazı, ancak Senin yarattıkların nehyetti,yasakladı,Sana olan sorumluluğumu onlara olan sorumluluğum sebebi ile yerine getiremedim!İnanan yada inandığını söyleyen kimse için büyük bir travma sebebi olur bu düşünüş şekli.Acıdır ki günümüz iş hukuku mevzuatına göre, ara dinlenme yönünden işçinin korunması meselesinde, İş Kanunumuz, 4 saat veya daha kısa süreli işlerde 15 dakika; 4 saatten çok 8 saatten az işlerde yarım saat ve daha uzun süreli işlerde ise bir saat ara dinlenme süresi tanımıştır. Önemli bir husus, ara dinlenme süresinin iş süresinden sayılmamasıdır. Sigara molası ve çay molası bu sürelere dahil değildir.Yani bir çalışan çay yada sigara içerken çalışıyor kabul ediliyor.Özellikle 19 Mayıs’tan sonra kapalı alanlarda sigara içilmesinin yasaklanması ile birlikte çalışan, işinden mola verip açık alana çıkıyor.Bu vakit ve iş kaybından sayılmıyor. Bu neviden,çay,sigara,tuvalet,yemek gibi durumlar ihtiyaç ve hak olarak görülüyor da ruhumuzu doyuran ,manevi bir ihtiyacımız olan Namaz bir hak olarak değil değil iş aksatma tertibatı gibi görülüyor,siz ve sizin gibiler tarafından.
Şurası acı bir gerçektir ki, işçinin sigara ve çay molasını dahi göz önüne alan ve en ince ayrıntılarına kadar tetkik eden iş hukuku mevzuatımız ve doktrin, müslüman Türk işçisinin en kudsî hakkı olan ibadet hakkı hususunda bir kelime dahi sarf etmemiş. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi, iş hukuku mevzuatımızın ve doktrinin sıkı sıkıya Batı’daki iş hukuku mevzuatından ve doktrininden etkilenmiş olmasıdır.Ve tabii ki sizin Emperyalist(bu konuda haklısınız,Emperdirler) nitelemesinde bulunarak nitelediğiniz Batıdan da fikriyatta etkilendiğinizin bir göstergesidir.Siz de ibadeti hak olarak görmemektesiniz. Hıristiyanlarda yada Mûsevîlikte bizim ki gibi bir günlük ibadet söz konusu olmadığı için haftalık ibadetleri de resmi tatil günü olduğu için (ki biliyorsunuz bizin Cumamız tatil değil!) Batı’da böyle bir problem yoktur.Olmuş olsaydı evet onların da kendi inançlarını yaşama hakkı vardır,olmalıdır.Hak ve hürriyeti sadece kendimize ve inancımıza yontacak kadar bağnaz bir fikriyatımız yok!Olmamalı da zaten,evrensel bir dinin temsilcisiyiz.Ne Peygamber efendimiz nede sonra gelen akl-ı selim sahipleri böyle davranmamışlardır.
Sonuç olarak, ibadet hakkının özellikle günümüzde kullanılması hususunda,hem size, hem hak sahiplerine ve hem de devlete bazı görevler düşmektedir. Devlete düşen en önemli görev, ibadet hakkına sadece nazariyatta değil icraatında da saygı göstermesidir. Hak sahibi işçi ve memurlara düşen görev ise, ibadet hakkını elde edebilmek için mücadele vermek aynı zamanda da suistimal etmemeleridir.Şuurlu bir inanan da bunu suistimal etmez zaten.Size düşen de haklara saygılı olmak,öyle düşünmüyor olsanız dahi,bu birlikte yaşayan sosyal bir varlık olmanın;İNSAN olmanın gereğidir.Yazdıklarımı yada yazılanları boşvereceksiniz belki ancak içinizde bir vicdan vardır mutlaka.Elinizi VİCDANINIZA koyun lütfen!

Ben:
ok ince bir konuya temas etmi… Devamışsiniz, teşekkür ederim.Bu durumu nasıl açıklayabileceğimi bilemiyorum, bir tarafta laisizmin dünyayı materyalistleştirmesi, diğer tarafta dinlerin dünyevi hayatı düzenlediği karanlık dönemler ve vicdan özgürlüğünün bilinen tek güvenilir yolunun laisizm olması…
Şahsen dinllerin rituellerini onlardan ne kadar çok arındırır, bu uygulamaları dinlerden ne kadar bağımsızlaştırır ve bunların insan için gerekli olduğunun kabulunu sağlarsak çözüm bulabileceğimizi düşünüyorum.
Bir müslümanın namazı dinin bir gereği olduğu için değil, aydınlanma arayışının bilinen ve güvenilir yöntemi olduğunu düşünmesi gibi…Böylelikle o kişi bir dinin savunucusu olmaktan çıkabilecek, özgürce dilediği zaman namaz kılabilecektir.
Devletin namazı bir dinin vecibesi olarak değil, insanın sağlıklılığı için gereken bir uygulama olarak mola saatlerinde serbestçe uygulanabilir olmasını garanti altına alacak mekan sağlaması (veya bu konudaki özel girişimleri teşvik etmesi) mümkün olabilecektir.
Siz ne dersiniz?

Uğur Haliloğlu:
Orkun Bey gruba sırf size cevap verebilmek için üye oldum.1. mesajınızdaki namaz kılmaya karşı olan hırs ve öfkenizi geçtim 2. mesajınızda kendinizi o kadar komik bir duruma düşürmüşsünüz ki yok namaz ibadet olarak değilde aydınlanmanın simgesi olsun öle izin verilsin vs. nedir bunlar ya siz nereye varmaya çalışıyorsunuz ? Kendi kendinize sordunuz mu hiç amacınızın ne olduğunu ? Kendiniz kabullenebildiniz mi ?

Hep batılılaşmayı düşünerek örnek aldığınız batı milliyetleri laik devlet olmalarına rağmen ibadet günlerini hep resmi tatil yapmışlardır.Zaten ben laikim diye ortalıkta dolaşan zihniyetlerde o kadarkomik ve laikliğin tanımını anlayamamış kimselerdir ki laikliğin gerçekte ne olduğunu bilen bir insan bir bireyin laik olamayacağını laikliğin devlet yönetimine ait birşey olduğunu kolayca anlayabilir.Sen ben o bu şu laik olmaz olamaz, devlet laik olur.Devletin laik olması devleti yöneten kişilerinde laik olması anlamına gelmez, kişiliğiyle değil devlet yönetiminde yaptığı işlerle laik olmalıdır.

Hep örnek aldığımız batı medeniyetinden size bir örnek;… Devamı

İmam olan akrabam Almanyada bir fabrikada çalışmaya gidiyor.Namaz vakitleri iş saatlerine denk gelince fabrika müdürüyle görüşmeye gidiyor Ona aynen “hıristiyanlıkta papaz neyse müslümanlıkta ben oyum, imamım.İbadetim gereği mesai saatine denk gelen zamanlarda namaz kılmam gerekiyor.Bana bu özgürlüğü verirseniz iş bitişinde fazladan 1 saat daha mesaiye kalırım hergün eksiğimi telafi ederim diyor.Fabrika müdürü ise olur mu öyle şey ibadetinizi dilediğiniz gibi yapın mesaiye kalmanıza da gerek yok diyor.İbadetinizi gerçekleştirmek için yapabileceğim başka birşey var mı diye de soruyor.Bunun üstüne fabrikanın küçük bir yerine mescit yaptırarak, akrabamın talebi üzerinede tuvaletlerine tahret almak için musluk taktırıyor.

Ve gel gelelim sizin örneğinize namaz kılan çalışanınızın ibadet görevinde ona yardımcı olmak yerine resmen ateş kusmuşsunuz.Kime bu öfke ? Kime bu saldırılar ya da neye ? Çekemediğiniz ne ? İnancınız beni hiç ilgilendirmez, ne yaptığınızda ama başkalarının inançlarına bu saldırılar neden ? Hadi görevini aksatıyor işin yapmıyor dediniz ordaki görevliye hoşgörü gösteremeyip sinirlendiniz.Peki bunu bu platforma taşıyıp burdaki insanlara neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz ? Bu yazıya vereceğiniz cevabı buraya yazmadan önce kendinize bir kabullendirin, amacınızın aslında ne olduğunuz kendiniz itiraf edin ondan sonra buraya yazın.

Saygılarımla.

Orkun Gunay:
Uğur Bey Merhaba,
Üşenmeyip cevap yazmanız gerçekten güzel.Birbirimizi ve kendimizi anlamamız konusunda katkınız güzel.
Devletler laik olur bireyler laik olmaz diyorsunuz.Haklısınız.Bireyler laisizmi savunur veya savunmaz; acaba aramızdaki fark buradan mı kaynaklanıyor.Ben laisizmin din ve vicdan özgürlüğünün biricik güvencesi olduğunu düşünüyorum.Sizin ne düşündüğünüzü de merak ediyorum.
Kimseye karşı hırslı ve öfkeli değilim.Testide ne varsa dışarı o sızar diyerek bunu geçelim.
Bahsettiğim durum o kadar basit ki, nasıl olur da namaz kılmaya karşı olduğunu düşünürsünüz anlamıyorum.Aynen sözlüde başarısız olan çocuğun; “dün gece elektrikler kesikti, çalışamadım hocam” demesi gibi…Görevliyken görevinizin başında olmamanızı herhangi bir nedenle açıklamaya çalışmak yanlış…(Tabi arkadaşınızın durumu farklılık gösteriyor.Kendisi bizzat patronundan izin alarak o saatler arası görevli olarak addedilmemektedir.).Ancak çıkıp da “tabi ki namazda olacak, namaz görevinden önemlidir” derseniz, bu durumu açıklayamayız.Başka birisi de kendince o sırada telefonla konuşmayı, tv izlemeyi vs.’yi görev başında olmaktan daha önemli bulabilir ve bunu savunabilir.Topluma karşı ayrımcılık olamaması sebebiyle laik bir ülkenin yaşam tarzı herhangi bir dinin vecibelerine göre belirlenemez.Kısacası tüm özel tercihleriniz önem derecesinden bağımsız olarak özel hayatınız için geçerlidir…. Devamı
Arkadaşınızın durumunun son derece nev-i şahsına münhasır olduğu açıktır.İkinci bir örneğin olabilmesi kapitalizm koşullarına aykırıdır.Tüm işçilerin, dini vecibelerini yerine getirmek için karşılıksız izin alabilmeleri maalesef mümkün değildir.İstisnalar kaideyi bozmazlar.
Aydınlanma konusu benim açımdan bir öneriydi; namazı niye kılınır?Doğruluğa, erdemliliğe ve özgürlüğe kavuşma konusunda bir teknik olduğu için değil mi?İşte bu teknik bir dinin yerine getirilmesi olarak değil, sadece tekniğin uygulanması için uygulanırsa, laiklik bu konuda zarar görmez.Yoga’nın şu anki durumunu düşünürek bu kanıya vardım.Binyıllardan beri aydınlanma için yapılan yoga, bugün sağlık açısından yararları tespit edildiğinden, spor merkezlerinde kurs olarak verilmektedir.Yoga da bir dini bütünleyen sistemlerden biri olmasına rağmen, tek başına da değerlendirilip, farklı bir çok dinden insanın rahatlıkla uygulayabildiği bir teknik olmuştur.Toplumsal yaşamın örgütlenmesinde bu durum son derece kolaylaştırıcı ve karşıtlıkları azaltıcı bir işlev de edinebilir.Bu düşünceleri sizin gibi düşünen zihinlerle paylaşmak dışında herhangi bir amaç taşımadığımı da belirtirim.

Uğur Haliloğlu:
Görevlinin namaz kılacağını haber vermemesi veya işe girerken bu mazeretini bildirmemiş olması görevilinin suçudur o konuda hemfikiriz.Ancak meğersem beyefendi namazdaymış gibi bir tabiriniz yaptığı işi küçümseyici durumda.

Her ne kadar mesai saati içinde habersiz namaza gitmiş olması onun görevini aksatmış olduğu gerçeğini değiştirmese de (Belki haber verdiği kişiler veya görevliler vardır ? ) sizin de o kişiye bu konuda çok anlayışsız davrandığınız aşikardır.

Bu arada belirtmek isterim ki ben şu an namaz kılmıyorum.Dini sorumluluklarımı ve yapmam gerekenleri biliyorum, şu an namaz kılmamam tamamen haytalığımdan ve hovardalığımdandır diyebilirim.Ben her görüşe saygı duyan ve her görüşten çok samimi dostluklar edinmiş birisiyim.(Ateistinden alevisine, hristiyanına kadar) Bu da benim kişilerin dini inançlarına karışmamamdan kaynaklanır.Aksi olsaydı bu kesimden insanlarla dostluk kuramazdım.Ama bir müslüman olarak hem tartışmalarımızda hemde konuşmalarımızda ben onlara kendi inancımı tanıtmaya yol göstermeye çalıştım.Bana düşen sorumluluğu yerine getirdim.Aksi fikirde ısrar edene de düşüncene saygı gösteriyorum diyip asla hiçbirşeyi dayatıp zorlamadım, bunu suratına vurmadım…. Devamı

Size bir örnek daha vermek istiyorum.Amerikada (LAİK AMERİKA) Başkanlık seçimleri yapılıyor ve seçilen başkan milyonlarca amerikalının karşısına geçerek incilin üzerine el basıp başkanlık yemini ediyor.Peki soruyorum size şu an Türkiyedeki herhangi bir lider kalksa seçimden sonra kuranı kerimin üzerine el basarak yemin etse Türkiyede ne olur ? Düşünmek bile istemiyorum.

Laiklik elden gidiyor, cumhuriyet mitingleri, uyan atam, biz atatürk çocuklarıyız vs. vs. vs. tam bir kaos ortamı.Yani afedersiniz siz atatürk çocuğusunuzda biz o.ç. muyuz.Bizde atamızın evlatlarıyız onun mirasıyız.

Benim anlamadığım hep örneği alınan batıda bu tartışmalar yapılmıyorda Türkiyede neden hala bunun üstesinden gelemedik.Çok Aşikar değilmi bizi senelerdir sağcı solcu, faşist sosyalist, laik müslüman diye birbirimize kırdırıyorlar.Hala bu saçma şeyleri tartışmaktan, kahvelerde iddaa kupanu doldurmaktan, haberlerde magazin izlemekten öteye geçemedik.Bugün sokakta ben başörtüsüne karşıyım diyen kızlar cumhurbaşkanımızın başbakanımızın adını bilmiyorlar.İnsanların beyinleri medyayla öyle bir güzel yıkanıp yönlendiriliyorlarki insanlar savundukları düşüncelerin aslında kendi düşünceleri bile olup olmadığını bilmiyorlar.

Senelerdir bu konuları anlattığım gibi farklı görüşteki arkadaşlarımla saatlerce tartıştım, ne bir adım ileri ne bir adım geri hiçbir zaman hiçbirimiz ortak bir noktaya varamadık burdada bunları tartışmak hiçbirşeyi değiştirmicek.Ne sen benim düşüncemi benimsiceksin ne ben seninkini ikimizde birbirimizin düşüncesine saygı göstermekten ileri gidemeyeceğiz.

Ben düşüncelerimi anlatmaktan bıkmam gene yeri olur gene konuşur gene yazarım, benim değinmek istediğim şey artık sen ben kalmadı artık bazı şeyleri aşıp kendi içimizde tartışmayı bitirmemiz gözlerimizi açıp dışarıyı görmemiz lazım.Bu şekilde birbirimizi yemeye devam edersek bu ülkenin iplerini iyice elimizden kaçıracaz.Biz dikkatimizi başka yönlere verdiğimiz her gün kuklanın iplerini emperyalist devletler oynatmaya başlıyor…

Ayşe Sağlam
Orkun bey,dinlerin hayat… Devamıı düzenlediği karanlık dönemler diyerek ve Laikliğin çıkış noktasını düşünürsek Ortaçağı kastetmişsiniz.Ancak “dinler” derken?? Kastınız?Ortaçağda insanları karanlığa boğan,düşünceyi ve insanı arka plana atan, Katolik kilisesiydi.Ortaçağ Avrupa’sında kilisenin zulmüne maruz kalan insanlar, dine karşı büyük bir nefret duyuyordu. Bu kin ve nefret, onları yeni türemekte olan ideolojilere sevk ediyordu. Bu durumdan en karlı çıkan ateizm oldu. çünkü dinden kaçan insanlar, bir inançsızlık inancı olan ateizme rağbet gösteriyorlardı. Laiklik bir prensip olmakla beraber aynı zamanda da bir ideoloji idi, dini duyarlılığı olmayan insanların bir ideolojisi olarak görülebilir mesela.Yani, fransız ihtilalinden önce avrupa’ da din adına işkenceye maruz kalanların ideolojisiydi.Otaçağda, ne İslâm devletleri böyle bir baskı unsuruydu nede İslâm Dünyası karanlık içindeydi.Kültür-Medeniyet-Bilim-Düşünce-Hak, aydınlık ve zengin dönemlerindeydi.Ne yazık ki karanlık Avrupanın karanlık zihniyetlerinden silkinme faturası bu topraklara da yansıtıldı.Terzi dahi dikeceği kıyafet için ölçü alırken,Avrupada biçilen o dar zihniyetin elbisesi ölçüsüzce,uyarlama yapmaksızın bu topraklara giydirildi,hukukuyla birlikte.Elbisede kimi zaman sökülme kimi zaman yırtılma olması kaçınılmaz oluyor. İbâdet ve ruhu bu elbiseye girmiyor işte.. Yukarda Uğur bey ,laikliğin günümüzde algılanma halini izah etmiş ki katılıyorum kendisine (Dündar olan Uğur değil,Haliloğlu Uğur beye katılıyorum) Devlet tüm vatandaşlarına eşit meafede midir?İşte mesele burada düğümleniyor..ve bu konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum.
İslâmiyet’in olmazsa olmazıdır,namaz.GEREĞİDİR.Ancak insanın kulluğu ,kurtuluşu,mutluluğu, içindir.İslâm dini kişiyi BASKILAMAZ,ÖZGÜR KILAR. Bir olan Allah’a kul olmayı özgürlüğün kısıtlanması olarak gören kişi,kendi nefsine, nefsinin önüne koyacağı arzularına ve kullara kul oluyor.Bunu da özgürlük olarak addediyor.İnsanı iflâs ettiren bir yanılgı,ne yazık! İşte,Allaha kul olmaktan kaçıp başka fikriyatların ,düşüncelerin,sistemlerin esiri olan kimseler, Allaha kul olmak isteyenleri kendi kurallarına râm etmeye kalkıyor,kendilerine kul olmaya zorluyorlar.
Devletin namazı,dînî bir vecibe değil de sağlığı sağlayan bir hareketler bütünü olarak kabul etmesndeni ve gerekli mekânsal düzenlemeleri yapabileceğinden söz etmişsiniz.Bir ibâdet kabul görecekse aslî şekli,aslî anlamı neyse o şekilde kabul edilmelidir.Eğip büküp eksiltmeye gerek yok.Yoksa başka eksiklik ve haksızlıkları da beraberinde getirir bu durum.Farkında mısınız,SAĞLIK İÇİN diyerek yine insanın fiziki bir boyutuna vurgu yaparak materyalist , maddesel bir menfaatin serbest kalma gerekçesi olabileceğini belirtmişsiniz.Halbu ki ibâdetin, mânevi ve maddi iki temel boyutu vardır.Olduğu gibi kabul etmeli.Hinduizm yada Budizmin ibadeti olan Yoga’nın kendi asli ibadet hüviyetinden sıyrılıp sağlık,spor gibi tali alanlara kaydırılmasını doğru bulmuyorum,siz de bulmamalısınız.Çünkü ;Yoga bir ibadettir!Bu tali alanlara kaydırmanın o kadar da masum kalmadığını düşünüyorum.İnsanlara ulaşmanın farklı bir metodu.Maksat budizmin ,kendisine kapalı kapıları açması.Siz de zannımca aslında sağlık için başlamış şimdi ibadetle de karışık bir düşünceyle devam ediyorsunuz Yoga’ya.
Aydınlanma kavramını kullandığınızı fark ettim.Bu kavrama Hint dinlerinde,özellikle Budizm’de yer veriliyor.Etkilenmiş olabileceğinizi düşündüm.Eğer böyleyse mümkündür ve tamamen kişisel tercihinizdir saygı duyarım.Çünkü benim inancım gereği Rabbim Külli İradesi ile kulunu irade sahibi olarak yaratıp belli bir süreye dek özgür bırakıyor.Ancak belli sorumlulukları da yükleyerek.Kul, uygularsa mükâfatı;uygulamazsa, karşılığını elbet alacak.Varlığınızın yegâne anlamı ve kaynağı dahi sizi serbest bırakmışken ,biz kullara, men etmek düşmüyor.Kalbî meseleler sınır tanımaz.Bakara 256. Âyet ”Dinde zorlama yoktur , artık doğru ile eğri, hak ile bâtıl yaşanarak ortaya çıkmıştır…” .İşte özellikle bu anlamda, iradenizi kullanarak seçim yapma yetinize saygı duyarım.Kur’an-ı Kerim’de ”Deki: ……Ben sizin ibâdet ettiklerinize ibâdet etmem,siz de benim ibâdet ettiklerime ibâdet etmezsiniz.Ben sizin taptığınıza tapacak değilim, Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.Sizin dininiz size benim dinim de banadır.” Anlayışını söylemek düşer.Yine de umarım şahsınıza yönelik tesbitlerim yanlıştır. Son nefesinizde hakiki aydınlığa HAKKA ulaşmış, mutlu bir insan olmanız duası ile…

Orkun Gunay:
Görüşlerinize büyük oranda katılıyorum.Önce Türkiye’nin özgün koşullarından, sonra da kendi düşüncelerimden kısaca bahsetmek istiyorum.Türkiye Cumhuriyeti’ni neyle tarif edebiliriz?Bence en çok laiklik ve milliyetçilikle.Çünkü diğer şeylerin az çok bünyemizde korunuyor olmasına rağmen bu iki değerimiz, Osmanlı Uygarlığı ile geri planda tutulmuştu.Milli şuurumuzu yitirmiştik (milliyetçilik), ve teokratik-şeriatçı bir yaşam organizasyonu dışında, kendi kendimizi organize etme yeteneğimizi yitirmiştik (laiklik).
Bugün laisizme ve miiliyetçiliğe karşı çıkan düşünce akımları (osmanlıcılık, kürtçülük, ermenicilik vb. diğer etnik kimlikler, dincilik tarikatçılık, komünizm, anaşizm gibi) bu fikirlere karşı çıkarak aslında cumhuriyetimize karşıdırlar, ve cumhuriyetimize karşı olan güçlerin müttefikleridirler.Dolayısıyla cumhuriyet güçlerinin bu fikirlerin savunucularına karşı harekete geçmeleri doğaldır.Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, toplumunun büyük çoğunluğunun müslüman olduğu coğrafyalara göre temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir organizasyon kurabilmiş tek ülkedir.
Lütfen yorumlarımı ifade ederken kullandığım dilden ötürü “tek gerçek budur, diğerlerinin düşüncesi yalandır, yanlıştır.” gibi düşünmediğimi bilin.En kısa olarak böyle ifade edebildiğim için bu dili kullanıyorum.
Şimdi laik Amerika – Türkiye kıyaslamasındaki düşüncelerime gelince, bana kalırsa iyi ki Türkiye’de başbakan olan kişi görevi devralırken herhangi bir dinin boyunduruğunu ifade etmiyor.Bu konuda Abd bizden daha tutucu olabilir.Bu bizim övünebileceğimiz bir şey değil mi?Siz başbakanın görevi devralırken herhangi bir dinin kitabına el bastığı bir ülkede yaşamayı tercih eder miydiniz?
Toplumumuzla ilgili yaptığın analize kesinlikle katılıyorum…. Devamı
Lütfen karamsar olma, düşünce de diğer şeyler gibi evrende yok olmuyor, yeni formlar halinde düşüncelerimiz yayılmaya devam edecek, benim açımdan, sizi tanımış olmak konuşmuş olmak başlı başına bir değer.

Uğur Haliloğlu
Ülke başkanının dini bir kitaba el basarak yemin ettiği bir ülkede olmak istermiydiniz sorusuna Türkiyeden yapılan green card başvuruları yeterince cevap verebilir herhalde ? Hani idealist insan (dinine milletine bağlı olan memleketinden ayrılmak istemeyenleri muaf tutuyorum sorunuz hangi insan kitaba el basılan bir ülkede yaşamak isterdi şeklindeydi) şu an yeşil kartı olsa amerikada yaşamak istemez ?

Temel sorun bizim beynimizde ordaki yahudisi, müslümanı, ateisti çıkıpda ortalığı medyayı sokakları velveleye vermiyor bu ülke laik bu adam niye incile el basıyor diye.Adamlar aşmış bunları artık.

Osmanlı uygarlığı ile laiklik geri planda tutulmuştu diyorsunuz.Bu söyleyeceğim şey sakın yanlış anlaşılmasın, asla halifelik teokrasi vs. gibi bir yönetim biçimini desteklemiyorum.Cumhuriyetin sonuna kadar savunucusuyum (Her ne kadar Cumhuriyet kavramı lafta cumhuriyette olsa, şu an dünyanın hiçbir yerinde cumhuriyet kavramı doğru biçimde işlemiyor bildiğim kadarıyla birkaç küçük kabile niteliğinde devletçik var cumhuriyet akımını layığıyla uygulayan) Halifelikle yönetilen osmanlı zamanında İstanbul fethedildiğinde istanbuldaki kliseler yıkılmamış, ve papazları rehin alınmamıştı.Padişah fatih sultan mehmet hristiyanların ve yahudilerin ibadetlerini özgür kılmış kimsenin de karışmaması için talimat vermişti…. Devamı

Biz laiklik laiklik diye diye öyle bir yıprattık kendimizi ki, bugün bir ortamda bir papaz bir imamdan daha fazla saygı görüyor.Sanki hıristiyanlık laik müslümanlık laiklik karşıtı bir kavram.Bizdeki laiklik öyle bir hal aldı müslüman olan laik düşmanı geri kalanı (ateisti budisti vs. vs.) laik.Yani böyle bi mentalite olabilir mi ?

Üniversiteye başörtüsüyle girmek yasak ama adam haç takıp giriyor bu serbest.Yani bu laiklik sadece müslümanlığa karşımı işliyor ?

Başörtüsü kanunu çıktı başını saçıp da saçlarını göstermek istemeyen kız öğrenciler dönemin modasına uygun şapkalar taktılar (Atatürkün şapka devrimini hatırlarsınız belki ?) ama okul kapılarında şapklarınızı da çıkaracaksınız saçlarınız açık olacak diye dayatma yapıldı.Madem amaç kılık kıyafet yönetmeliğine uygun giyinmekti (Modern ve özgür bir ülkede insanların giyim tercihlerinin kısıtlatanması konusuna değinmiyorum bile) bu kızların şapkalarını niye çıkarttınız ?

Bu ülkede laiklik sadece ve sadece müslümanlığın karşısında işler, aslında bu ülkede birileri laiklik kavramını kullanarak birilerini birilerine kırdırmaya çalışıyor.Sokakta ben laikim diye slogan atan garibim 3 kişi bir araya gelipte ancak bir paket sigara alabilen yurdumun kahve köşelerinde olanan genci de hesapta kendi düşüncelerini savunuyor.

Orkun Gunay
Merhaba Ayşe Hanım;
Öncelikle ifade ettiğiniz düşüncelerinizin, sorunlarımızı çözebilmemiz için oldukça değerli bulduğumu ifade etmek isterim.Gerçekten de Türkiye’de İslami kesimin dinini yaşama konusunda gösterdiği duyarlılık ile toplumun geri kalanının laisizm konusundaki duyarlılığı arasındaki kopuş, ancak tartışılarak ve anlaşarak kapatılabilir.
Konu üzerine verdiğim çözüm önerisini geçerli bulmadığınızı ifade ediyorsunuz.Fakat size göre çözüm nasıl sağlanabilir bunu henüz anlayamadım, o konuyu da biraz açmanızı rica edeceğim.Laisizmden vazgeçmeden dindarların rejimle barışması, dünyadaki yolculuğunuzu, size uygun yoldan yürüyerek tamamlayabilmenizin mümkün olup olmadığını açarsanız sevinirim.
Yazınızda dikkatimi çeken detaylar üzerinde de biraz durmak istiyorum;
“dinlerin dünyevi hayatı düzenlediği karanlık dönemler” derken katolik kilisesi ile islamın aynı tarihlerdeki farklı gelişim seyrilerini birbirine karıştırmak istememiştim.Katolik kilisesinin hükümranlığını yeterince gösterdiğiniz için onun dışında yakın tarihimizden Osmanlı İmparatorluğu’na hilafetin getirilmesi ile başlayan dönemi,son çeyrek yüzyılda İran, Malezya, Fas, Mısır gibi ülkelerin yönetimlerini örnek gösterebiliriz…. Devamı
Şimdi düşündüğümde namaz konusundaki ısrarınızı, aydınlanma kavramı bağlamında tartışmamın yanlış olduğunu düşünüyorum.Sizin namazdaki muradınızın Allah’ın kuldan beklediği bir davranışı gerçekleştirme, Dininizin şart koştuğu bir eylemi icra etmek olduğunu, namazın bu dolayımlar dışında, kendi başına bir anlam taşımadığını, dolayısıyla, bir teknik olarak aydınlanmaya hizmet edemeyeceğini anlamış bulunuyorum.
Bu durumda namaz ile yoga arasında kurmaya çalıştığım benzerlik ilişkisi de geçersizleşiyor.Dolayısıyla namaza sağlıklı kalma yönünde yüklenilebilecek pozitif bir değer üzerinden toplumsal meşruiyet yaratma düşüncesi de…Bu noktada belirttiğiniz, fiziksel sağlık olgusunun materyalist olarak algılanmasını biraz kaba buluyorum.Fiziksel sağlık olgusu tüm ruhani olgunlaşma sürecinin bir parçası olarak gerekli ve değerlidir.Fiziksel sağlığı da içermeyen herhangi bir ruhsal sağlık düzeneğinin tutarlı olmayacağını, düşünsel kalacak ve kendi içinde bir kapalı bir oyuna dönüşeceğini düşünüyorum.Öte yandan, kurgumdaki laik devlet, herhangi bir dinin vecibesini, sırf o vecibenin o dine ait olmasından ötürü kabul etmemelidir.çünkü bu durumda toplumsal yaşamın sürdürülebilmesi pek mümkün gözükmüyor.(Sizce mümkünse lütfen belirtin).Devletin bu vecibeyi, herhangi bir özgün yapının bir parçası olmasından ötürü değil, temel insan hakları çerçevesinde, bireylerin sosyalliklerinin, üretkenliklerinin arttırılmasına yönelik bir faaliyet olarak algılanması koşuluyla kabul edilebileceğini düşünüyorum.Bugün spor salonlarında yaygın olarak uygulanan tüm uzak doğu sporlarını (Japon,Hint,Çin,Kore kökenli) bu duruma birer örnek olarak gösterebilirim.
Son olarak duamız odur ki son nefesimizde bilincimizi yitirmeyerek ruhumuzun bedenlenmeyi seçtiği bu deneyim alanında sonraki evremizin farkında olabilelim.
Ben de sizin için aynı duayı yürekten paylaşıyorum.

Merhaba Uğur Bey;
sorularınızı can alıcı buluyorum.Green card’ın olsaydı sen de abd’de yaşamaz mıydın sorunuz çarpıcı, şahsen green card nedir ne işe yarar bilmiyorum, bu cehaletimin sebebi de abd’de yaşamanın benim için cazip bir tarafı bulunmaması…
Adamları, bu konuları aşmış olarak değerlendirmeniz, bu duruma gelene kadar, kilise egemenliğine karşı verilen mücadeleleri de görerek yapılıyorsa evet haklısınız.Onlar bu sorunları aştılar.Ama biz aşamıyoruz, bu konuda da haklısınız.Bizdeki sorunları tartışmamız değerlidir.Laik bir devlet diyoruz fakat devlet kendine uygun bir din yorumunu topluma egemen olmasına yönelik diyanet işleri kurumunu vergilerimizle besliyor.Laikliğin olduğu bir ülkede İslam’ın sünni mezhebine dayalı bir yorumunun devlet tarafından desteklenmesi çelişkidir.
Öte yandan burada yaptığımız tartışmalarda, toplumun sürekli devletin laik olduğu yerlerde daha dindar bir örgütlenme talep ettiğini görüyoruz, türbanla işe/okula gitme, mesai saatlerinde namaz kılma istekleri bunun tipik örnekleri,
Küçük bir analiz yaparsak, devlet toplumun dindarlığının nabzını, toplumun çoğunluğunu oluşturan dini bünyesinde kurumsallaştırarak kendi kontrol altında tutmak istiyor.Toplum da buradan aldığı güçle devletin laik olan diğer yapılarını da ele geçirmeye çalışıyor.Devletin buna zaman zaman sert tepki gösterdiğini, kontrolün kendisinde olduğunu, dini, dönemin gereklerine göre yeniden belirleyebileceğini ifade ettiğini görüyoruz.
Sizin laikliğin ilk dönem pratiği hakkındaki yorumlarınızı şöyle algılıyorum; Biz Osmanlı ile unuttuğumuz özelliklerimizi Cumhuriyet’le kazanırken, Osmanlı ile geliştirdiğimiz özelliklerimizi de aynı oranda Cumhuriyet’le beraber unuttuk.Örnek verirsek birbirimize karşı duyduğumuz hoşgörü, islamiyetin uygun gördüğü yaşam tarzına saygı gösterme ve ona değer verme duygumuz.


Read Full Post | Make a Comment ( None so far )

Recently on Evrenle Dans...

Askerliğim ve Cumhuriyetimiz

Posted on Kasım 6, 2009. Filed under: güncel, karışık, politika | Tags: , , |

Abluka Alarm “Süveyda” Tanıtım Konseri!

Posted on Kasım 5, 2009. Filed under: güncel, karışık, müzik | Tags: , , |

Hastalık ve sonrası

Posted on Kasım 4, 2009. Filed under: günlük, karışık |

Awesome Pencere Yöneticisi

Posted on Kasım 4, 2009. Filed under: dağıtımlar, masaüstü, oss | Tags: , , , , |

Dp-Anavatan bütünleşmesi gerçekleşti

Posted on Kasım 3, 2009. Filed under: güncel, politika | Tags: , , |

29 Ekim 09 Cumhuriyet Kutlamaları

Posted on Kasım 3, 2009. Filed under: güncel, politika | Tags: , , |

I’monarch !

Posted on Ekim 31, 2009. Filed under: GNU/Linux, dağıtımlar, güncel | Tags: |

KAPİTALİZMİ TARİHE GÖMELİM!

Posted on Eylül 30, 2009. Filed under: güncel, politika | Tags: , , |

DP’liyim

Posted on Eylül 4, 2009. Filed under: güncel, politika | Tags: , , , |

Akp, Ağzındaki “Açılım” Baklasını Yine Çıkartmadı

Posted on Ağustos 31, 2009. Filed under: güncel, hukuk, politika | Tags: , |

Liked it here?
Why not try sites on the blogroll...