Basbug Tutuklanirken
İlker Başbuğ’un Genel Kurmay Başkanlığı (Gn.Kur.B.) yaptığı dönemde ‘silahlı terör örgütü yöneticisi olmak’ ve ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmaya kısmen veya tamamen engellmeye teşebbüs etmek’ suçlarından tutuklanması kararını, siyasetin çıkarlarına göre alınmış, karşı-devrimci bir karar olarak görüyorum.
Ancak işin acı yanı, Başbuğ’a kadar hiçbir Emekli Gn.Kur.B.nın yargılanamamış olmasının, bu olayın bir demokrasi zaferi gibi gösterilmesine mahal vermesidir. Öncelikle bu görüşü eleştireceğim.
Kendisine 27 Nisan 2007′de e-muhtıra veren emekli Gn.Kur.B. Büyükanıt’a “Türkiye Cumhuriyeti Üstün Hizmet Madalyası” takan AKP’nin bu karardaki amacı adaletin tecellisi değildir; bugüne kadar her gündemde izlediği “bizden olanlar – bizden olmayanlar” ekseninde ele alınmış yok etme operasyonudur.
Emekli Gn.Kur.B. Başbuğ’a isnat edilen suç ile suçu işlediğini gösteren delilleri mahkemenin kabul etmesi bana bir vatandaş olarak mahkemenin görev ve yetkisini kötüye kullandığını düşündürüyor.
Genel Kurmay başkanı olduğu dönemde Sn. Başbuğ’un silahlı terör örgütü yöneticisi olduğu iddiası mantıksızdır. Zira TSK tüm personeliyle kendisinin komutasındayken böyle bir alternatif silahlı terör örgütü yönettiği iddiası yersizdir.
Emekli Gn.Kur.B. Başbuğ’un görev yaptığı dönemde, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırma girişiminde bulunduğuna dair hiçbir tartışma yapılmamıştır. Buna benzer gerekçelerle yürütülen yargılamaları Balyoz davasında da gördüğümüz için, hükümetin görevi süresince kendi istediği şekilde yönlendiremediğ TSK personelini emekliliklerinde tevkif ederek, hem onları cezalandırma, hem de görevdeki personeli yıldırarak tamamen kendine bağlı hale getirme politikası izlediğini görüyoruz.
Değinmek istediğim bir diğer konu da Emekli Gn.Kur.B. Başbuğ’u yargılayacak makamdır. Genel Kurmay Başkanı iken, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya yönelik faaliyette bulunan birini yargılaması gereken makamın en üst yetkili makam olması gerekmez mi? Söz konusu durumda Emekli Gn.Kur.B. Başbuğ’un Yüce Divan’da yargılanması, hem adaletin tecellisi için, hem de usulün yerine gelmesi açısından uygun çözüm olacaktır kanaatindeyim.
Hepimize ve en başta Sn. Başbuğ ve yakınlarına büyük geçmiş olsun dileklerimle

